Kendini Tanımadan Yaşamak
Benim hayatımda kendini tanımak dediğimiz şey meslekle başladı. Mezun olduktan sonra herkes benden bir işe girmemi, para kazanmamı bekliyordu. Bu baskıyla iş arıyordum ama torpilim olmadığı için bulamadım tabii. Sonraları alanımla ilgisi olmayan işlerde çalıştım ama üzerimdeki o beklenti baskısını hep hissettim.
Bizim sülalede çalışmayan insan pek sevilmez. Bunu bildiğim için sürekli çalıştım ama girdiğim yerlerde tutunamadım — ya işin kendisi ya da insan ilişkileri yüzünden. Çünkü eksikliğini hissettiğim bir şey vardı ama ne olduğunu bilmiyordum. Akrabalarımın sözlerine, toplumun beklentilerine göre yaşıyordum; bu yüzden de kendimi dinleyemiyordum.
Durup da “yahu ben ne severim” diye düşünmemiştim hiç. Tek bildiğim şey, insanlara laf vermek istemediğimdi. Ama içim bir şeylerin ters gittiğini biliyordu. Sinirli, huysuz, en küçük şeyde öfkelenen, mutsuz ve yalnız hisseden biri haline gelmiştim. Bir meslek edinmek istiyordum ama ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Çünkü aslında kendimi tanımıyordum.
Ve en sonunda bir karar verdim: Sevdiğim mesleği yapacaktım. Ama bu mesleği yapabilmem için önce kendimi tanımam gerekiyordu. İşte en büyük problem de buydu. Uzun zamandır yalnız hisseden, nasıl bir insan olduğunu bile bilmeyen ben… Sahi, kimdim?
İşte her şey o sorudan sonra başladı.
Artık yaptığım her şey…
Kendime bir adım daha yaklaşmak içindi.
Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur, içten bir güçle kırılırsa Yaşam başlar; zira sahih dönüşümler hep içten gelir.
İbn Rüşd
Kendini Tanımadan Kurulan Hayatlar: Dış Seslerle Yaşamak
Yıllarca “başarılı olmak”, “meslek sahibi olmak” gibi kalıplarla büyüdüm. Bilirsiniz, teyzeler, akrabalar hep aynı şeyleri söyler:
“Memur olun yavrum, okuyun da bir mesleğiniz olsun.”
Ama biride çıkıp şunu sormaz:
“Neyi seviyorsun? Korkuların neler? Ne yaptığında huzurlu hissediyorsun?”
Oysa insan ancak bunları bildikten sonra sağlam bir hayat kurabiliyor. Çiftçi de olsan, beyaz yaka da, memur da… Kendini tanıdığın sürece, sevdiğin şeyleri yapıyorsun. Ama toplumumuzda memurluk gibi meslekler yüceltiliyor. Toplumumuzda çocuklarımızı karakterlerine uymayan, değerleriyle uyuşmayan işlere sırf parası ya da mesleğin adı yüzünden yönlendirmeyi bıraksak ve çocuğun kendini tanıması için fırsat ve destek versek çocuk kendi yolunu çizecek.
İşte bunu umursamıyoruz. Toplum olarak çocuklarımızın kendilerini tanımasına olanak tanısak hem aile hem de eğitim sistemi içinde bence toplumumuz şu an daha ileride olurdu diye düşünüyorum. Çocuklarımızı hep bir sosyal kimlik içerisinde büyütmek yerine kendini tanıyarak ve buna anne baba olarak tanık olsak daha iyi olmaz mıydı?
İşte bende böyleydim başı kesik tavuk gibi nereye gittiğimi bilmeden savruluyordum
O zamanlar biri bana “Hayalin ne?” diye sorsa dudak büzerdim… Çünkü bilmiyordum.
Ne kadar korkunç bir şey, değil mi? İnsanın kendi özünü bilmemesi, tanımaması…
Bu yüzden başkalarının hayallerini üzerime geçirmiştim. Ama o hayaller bana uymuyordu. Tıpkı bedene uymayan bir giysi gibi…
Zamanla fark ettim: Kendi isteklerimden, duygularımdan ve potansiyelimden ne kadar uzak yaşamışım. Başkalarının doğrularına göre yaşarken, kendimi tamamen unutmuşum.
Tabi bunun da psikolojik olarak bir çıktısı oldu elbette. Öfke, mutsuzluk, yalnızlık ve ağlama krizleriyle geçen anlar gibi…
❝Sahi sen en son ne zaman sadece kendin olmak için bir şey yaptın?❞
“Sen kendini küçük bir cisim sanırsın;
Oysa en büyük âlem senin içinde gizlidir.”
Mevlânâ Celaleddin Rûmî
Şimdi soracaksın yahu tamam anlatıyorsun iyi hoş güzelde kendini tanımak ne demek bunu nasıl yapacağız dediğinizi duyar gibiyim.
Peki Kendini Tanımak Ne Demek? Bu Yolculuk Nasıl Başlar?
1. Öncelikle Farkında Olun
Duygularınızı gözlemleyin; size ne söylüyorlar. Asıl önemli olan, bu duygusal deneyimlerin altındaki nedenleri anlamaktır. Çünkü duygularımız içimizdeki rehberin elçileridir. Öfke, hüzün, telaş, mutluluk, hayal kırıklığı, özlem… Hepsi birer elçidir ve bize bir mesaj vermeye çalışırlar.
Yani kısacası, kendinize bir “Merhaba” demeniz gerekiyor. Bunu yapmazsanız kendinizi tanımanız çok zor. Kendinize sorular sormak; kişisel gelişim ve öz farkındalık için güçlü bir araçtır. Bu, iç gözlem ve düşünme fırsatı yaratır. Düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı daha derinlemesine incelememize, dolayısıyla kendimizi daha iyi anlamamıza olanak tanır.
2. Duygu Kayıt Günlüğü Tutun
Bu yöntem kendini tanımak isteyenler için etkili bir araçtır. Ben bu süreci “duygu kayıt günlüğü” adı altında defter tutarak yapıyorum. Günlük tutarken en önemli şey, kendinize karşı tamamen dürüst olmanızdır. Ancak bu şekilde gerçek duygularınızla yüzleşebilir ve kendinizi daha iyi anlayabilirsiniz.
3. Kendinize Sorular Sorun
Kendinizi tanımanıza yardımcı olacak bu sorular, farklı kategorilere ayrılarak hem duygusal farkındalığınızı artırmanıza hem de kişisel değerlerinizi keşfetmenize destek olabilir. Dilerseniz yalnızca bir kategoriye odaklanabilir veya birden fazla kategoriden soruları seçerek kendi içsel yolculuğunuza uygun bir keşif süreci başlatabilirsiniz. Aşağıda, kendini tanıma sürecinizi derinleştirecek örnek soruları kategori bazında inceleyebilirsiniz.
Genel Öz Farkındalık Soruları
- Gerçekten kimim?
- En çok ne zaman kendim gibi hissediyorum?
- Hangi anlarda mutlu, huzurlu ya da özgür hissediyorum?
- Zihnimde sık sık dönen düşünceler neler?
- Benim için “iyi bir hayat” ne demek?
Duygusal Farkındalık Soruları
- Bugün kendimi nasıl hissediyorum?
- Bu duyguyu yaşamama ne sebep oldu?
- Bu duygunun bana vermeye çalıştığı mesaj ne olabilir?
- Zor duygularla karşılaştığımda onlara nasıl tepki veriyorum?
- Hislerimi bastırıyor muyum, yoksa onlara alan açabiliyor muyum?
Değerlerimi Keşfetmek İçin Sorular
- Hayatta benim için gerçekten önemli olan şeyler neler?
- Hangi değerler uğruna mücadele etmeye hazırım?
- Bana ilham veren insanlar hangi değerlere sahip?
- Ne zaman içim huzurlu oluyor? O an hangi değerim yaşanıyor?
- Ailem, toplum ya da çevrem hangi değerleri önemli görüyor? Ben gerçekten bunlara katılıyor muyum?
Hedef ve Hayallerle İlgili Sorular
- Hayalimdeki yaşam nasıl bir şey?
- Şu anki hayatım, o hayale ne kadar yakın?
- Kendimi en üretken, en anlamlı hissettiğim uğraşlar neler?
- Bu hedefi gerçekten ben mi istiyorum, yoksa başkalarının beklentisi mi?
- Bir hedefime ulaşmak için attığım son adım neydi?
Kendimi Gözlemleme Soruları
- Gün içinde ne zaman enerjim düşüyor, ne zaman artıyor?
- Zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğim anlar hangileri?
- Hangi ortamlarda kendimi güvende hissediyorum?
- Hangi davranışlarım beni ben yapıyor?
- Eleştiri aldığımda ne hissediyorum ve bu tepki neyi gösteriyor olabilir?
4. Gözlem Yapın
Kendini tanımak, sadece geçmişi değil, şu an verdiğin kararları da fark ederek başlar. Bir karar alırken ya da bir adım atarken kendine şunu sorman çok önemli:
“Bu gerçekten benim isteğim mi, yoksa toplum baskısıyla mı hareket ediyorum?”
Örneğin çevren evlilik hakkında konuşmaya başladı ve sen de bu nedenle evliliği düşünmeye başladın. Peki bu noktada bir dur ve kendine şu soruları sor:
- Gerçekten evliliğe hazır mıyım?
- Bu kararı alırken ne hissediyorum?
- Bu duygu bana ne anlatmak istiyor?
Kaygı mı hissediyorsun, yalnızlık mı, huzursuzluk mu? Yoksa gerçekten bir huzur, mutluluk ya da heyecan mı var içinde? Bu sorularla kendine yaklaştıkça öz farkındalık seviyen artar ve kendi yolunu çizmekte daha güçlü hale gelirsin.
Unutma, başkalarının beklentileriyle değil, kendi iç sesinle karar almak seni özgürleştirir. Duygularının farkına varmak, karar alma süreçlerinde pusulan olabilir.
5. Kısa Meditasyonlar Yapın
Zihninizi sakinleştirmek, stres anlarında berrak düşünebilmenin en önemli adımlarından biridir. Zihin panik halindeyken sağlıklı kararlar veremez. Ancak farkındalığınızı artırarak zihninizi sakinleştirdiğinizde, olaylara daha net ve dengeli bir bakış açısıyla yaklaşabilirsiniz.
6. Kendinizi Yargılamayın ve Duygularınızı Kabul Edin
Kendini tanımak, duygularınla dürüstçe yüzleşmekle başlar. İçinizde sürekli eleştiren, yargılayan bir ses olabilir ama artık o sesi biraz kenara bırakmanın zamanı geldi. Kalbinin sesini dinlemeye çalış. Ne hissediyorsan, onu bastırmadan kabul et:
“Evet, şu an öfkeliyim. Kırgınım. Mutsuzum.”
Bu duygular sana bir şey anlatmaya çalışıyor olabilir. İstersen ağla, istersen yaz, ama kendini yargılama. Lütfen artık kendine şu cümleleri söylemeyi bırak:
- “Yeterince iyi değilim.”
- “Mükemmel olmazsam başarısız olurum.”
- “Hiçbir şeyi beceremiyorum.”
Bunların yerine şöyle demeyi dene:
“Bugün kendimi yetersiz hissettim. Peki ama neden? Bu duygunun altında ne yatıyor?”
Belki de arkadaşlarınla kıyaslama yapıyorsun. İçinden şöyle geçiriyorsun:
“Arkadaşlarım iş buldu, evlendi, düzenlerini kurdu. Ben ise hâlâ bir yerlerde çırpınıyor gibiyim.”
İşte burada, kendine şu güçlü soruları sorarak içsel farkındalık geliştirebilirsin:
- Bu duyguyu neden yaşıyorum?
- Bu düşünceler ne kadar gerçek?
- Bu düşünceler, davranışlarımı nasıl etkiliyor?
Aslında kendinle şefkatli bir sohbet kurdukça fark ediyorsun ki, sorunun içinde çözüm de saklı. Kendini tanımak böyle bir şeydir: Duygularına alan açmak, onları yargılamadan kabul etmek ve iç dünyanı anlamaya çalışmak.
Kendine uzattığın bu şefkatli el, seni bambaşka bir içsel dengeye taşıyabilir.
7. Bir Arkadaşınızdan Geri Bildirim Alın
Kendini tanımanın en etkili yollarından biri, sizi iyi tanıyan bir kişiden objektif geri bildirim almaktır. Bir arkadaşınıza ya da güvendiğiniz birine şu soruları sorun: “Sence güçlü yönlerim neler?”, “Hangi konularda gelişmem gerektiğini düşünüyorsun?” Bu tür değerlendirmeler, öz farkındalık kazanmanıza ve kişisel gelişiminize katkı sağlar.
8. Kendinize Mektup Yazın
Kendinizi tanımanın güçlü yollarından biri de kendinize mektup yazmak olabilir. Hatalarınız, pişmanlıklarınız, kim olmak istediğiniz ve geleceğe dair planlarınızı bir kağıda dökün. Daha sonra bu mektubu sakin bir zihinle okuyarak öz farkındalık geliştirebilir ve yaşadığınız duygulara farklı bir gözle bakabilirsiniz. Pişmanlıklarınızı affedin ve insan olduğunuzu unutmayın. Unutmayın; kimse tamamen siyah ya da beyaz değildir, herkes aslında gridir. Önemli olan beyaz tarafa mı daha yakın yoksa siyah tarafa mı daha yakın olmak istediğinizdir.
9. Kontrol Edebileceğiniz Şeylere Odaklanın
Dış dünyadaki gürültü, dikkat dağıtan birçok unsurla dolu. Sosyal medya, tüketim kültürü, siyaset ve savaşlar gibi faktörler, insanların yaşamlarını etkileyebilir ve odaklarını kaybetmelerine yol açabilir. Ancak, bu karmaşık ve bazen yıkıcı dünyada, etki alanımızı koruyarak yaşam kalitemizi artırabiliriz.
Etki Alanı Nedir ve Neden Önemlidir?
Etki alanı, bizim değiştirebileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz unsurlardır. Gündemi, savaşları, siyaseti değiştiremeyebiliriz; ancak, hayatımızda fark yaratabileceğimiz birçok şey vardır. Kariyer gelişimi, kişisel ilişkiler, hobi edinme gibi unsurlar, yalnızca bizlerin kontrolünde olan alanlardır. Etki alanımıza odaklanarak, dış dünya tarafından yönlendirilmek yerine içsel huzurumuzu güçlendirebiliriz.
Etki Alanınızı Koruyarak Huzurlu Bir Yaşam Sürmek
Dış dünyanın gürültüsü arasında kaybolmamak için ilk adım, etrafınızdaki değiştirebileceğiniz unsurlara odaklanmaktır. Kitap okumak, sokak kedilerini beslemek, sevdiklerinizle vakit geçirmek gibi küçük ama etkili eylemler, günlük yaşamda mutluluk ve tatmin sağlayabilir. Günlük rutinlerinizi organize etmek ve kişisel gelişiminiz için adımlar atmak da bu etki alanınıza dahildir.
Gürültülü Dünyadan Uzaklaşmak ve Kendinize Yönelmek
Dünyanın karmaşası içinde kaybolmamak için kendinize farkındalık kazandırmak önemlidir. Sürekli bilgi bombardımanına maruz kaldığınızda, bir süreliğine dijital detoks yaparak özgün düşüncelerinizi koruyabilirsiniz. Bu, kişisel hedeflerinize ulaşmanıza ve hayatınızdaki önceliklere odaklanmanıza yardımcı olacaktır.
10. Değerlerini Belirle
Senin değerlerin neler? Hayatta en çok değer verdiğiniz şeyler, sizi siz yapan temel unsurlardır. Dürüstlük, hak yememek, dedikodu yapmamak, nazik olmak, ve yargılamadan önce anlamaya çalışmak gibi değerler, yaşamınızı yönlendiren en önemli etkenlerdir. Ancak, eğer kendi değerlerinizi belirlemediyseniz, başkalarının doğrularına göre yaşamak zorunda kalırsınız. Bu da, başkalarının onayını almak için yanlış kararlar vermenize neden olabilir.
Bu değerler, hem sınırlar koymanıza hem de başkalarının değerlerine göre yaşamamanıza yardımcı olur. Örneğin, kul hakkı yememek sizin için önemli bir değerse, bu değeri hayatınızın temel prensiplerinden biri olarak kabul edersiniz. Bu durumda, kul hakkı yiyen insanlardan ve ortamlardan uzak durur ve davranışlarınız bu değere göre şekillenir.
Değerlerinizi belirledikten sonra, onları yaşamınızda sürekli olarak uygulamak, öz farkındalığınızı artırır. Kendinizi tanıma yolculuğunuzda, sınırlarınızı korumak ve başkalarının beklentilerine göre yaşamamak çok önemlidir. Bu şekilde, başkalarının görüşlerinden bağımsız olarak, kendi yolunuzu çizebilirsiniz.
Carl Gustav Jung’un dediği gibi, dış dünyaya bakarak bir rüya görmek kolaydır, ancak iç dünyaya bakarak uyanmak gerçek farkındalığa ve özgürlüğe ulaşmak demektir. Kendinizi tanımak, kendi değerlerinizi belirlemek ve bu doğrultuda yaşamak, içsel bir uyanışa yol açar.
Kendini Tanımak Neden Önemlidir?
Öz farkındalık geliştirmek daha üst düzey bilişsel işlem gerektirir. Bilgi toplayıcı bir bakış açısı gerektirir. Bu işlem, uyum sağlama kabiliyeti ve esneklikte artışla sonuçlanır. Öz farkındalığın artması dayanıklılığı artırır (Hippe, 2004).
Öz farkındalık aynı zamanda başkalarıyla empati kurma becerimizi de geliştirir (Younas, Rasheed, Sundus ve Inayat, 2020).
Merhamet ve empati yükseldiğinde, yüksek benlik de yükselir. Öz farkındalığa sahip bir insan, niyeti ve amacı doğrultusunda çevresindeki dünyayı önemli ölçüde etkileyebilir. Öz farkındalığa sahip insanlar özgüven, öz değer ve yüksek başarı oranlarıyla ortaya çıkma eğilimindedir (Duval & Silvia, 2002).
Duyguların, hislerin, arzuların ve eylemlerin açık ve objektif bir şekilde gözlemlenmesi, bir kişinin gelişen süreklilikte ilerlemesine yardımcı olabilir. Olumsuz duyguları yeniden yaşamaya gerek yoktur, ancak onları fark etmek ve varlıklarından ders çıkarmak öz farkındalığı artırabilir.
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı, artık hiç durmaz.
E. E. Cummings
Kendini tanımak kulağa basit bir süreç gibi gelebilir ama aslında öyle değildir. Öz farkındalık geliştirmek, bir kaç ay içinde tamamlanacak bir görev değil, uzun soluklu bir yolculuktur. Bu süreç zaman alır, emek ister ve sabır gerektirir. Unutmayın: Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. Biz insanlar da yaş aldıkça düşüncelerimiz, hayallerimiz ve önceliklerimiz değişir.
Kendini Tanımak Bir Eylemdir
Kendini tanımak, sadece düşünsel değil, aynı zamanda davranışsal bir pratiktir. Bu süreci bir kas geliştirmeye benzetebiliriz. Nasıl ki ağırlık kaldırdıkça kaslar güçlenir ve belirginleşirse, insan da kendisiyle yüzleştikçe, iç dünyasını keşfettikçe güçlenir ve netleşir.
Bu süreçte kendinizle konuşacak, içinize dönecek, zaman zaman hiç bilmediğiniz yanlarınızla karşılaşacaksınız. Bazen bu yanlar sizi şaşırtacak, bazen de değişmenize neden olacak. İşte burası zor kısmı başlatır.
Bu zorluğu aşmak için irade gücünü nasıl geliştirebileceğinizi merak ediyorsanız, “İrade Eğitimi ile Kendi Gücünüzü Keşfedin” yazıma göz atabilirsiniz.
Değişimin Getirdiği Zorluklar
Kendinizi tanımaya başladığınızda, farkında olmadan değişmeye de başlarsınız. Bu değişimi en çok çevreniz fark eder. Çünkü artık başkalarının size dayattığı normlara “hayır” demeye başlarsınız. Bu da bazı insanları rahatsız edebilir.
Yıllardır anlaşabildiğiniz kişilerle aslında ne kadar farklı değerlerde olduğunuzu görebilir, bazı ilişkilerden uzaklaşmak zorunda kalabilirsiniz. Bu da sizi bir dönem yalnız hissettirebilir. Ancak bu yalnızlık, sizin gerçek benliğinizle buluşma yolculuğunuzun bir parçasıdır.
Sonuç: Kendini Tanımak Cesaret İster
Kendini tanıma yolculuğu, konfor alanından çıkmayı, öz disiplin geliştirmeyi ve duygularla yüzleşmeyi gerektirir. Bu yüzden kolay değildir. Ancak bu yolculuk sayesinde gerçekten kim olduğunuzu anlar, ne istediğinizi keşfeder ve başkalarının değil, kendi değerlerinize göre bir hayat inşa edersiniz.
Etrafında kimseyi bulamamak zor, içinde kimseyi bulamamak ise daha zor…
Doğan Cüceloğlu
Kendinizi tanımaya başladıkça çevrenizdeki insanlar ve ilişkileriniz de buna göre şekil almaya başlayacaktır. Çünkü artık hayatınıza neyi dahil etmek istediğinizi, kimlerin size iyi gelip gelmediğini daha net görürsünüz. Ama bu süreç kolay değildir. Öz farkındalık kazanmak, sabır ve sebat isteyen bir yolculuktur.
Kimi zaman farkında olmadan siz bile bu sürece direnç gösterebilirsiniz. Yalnız kalmaktan korktuğunuz için, ya da yüzleşmek istemediğiniz sorumluluklardan kaçmak için… Ancak unutmayın: Kendini tanımak cesaret ister. Bu yüzden pek az insan bu yola gerçekten çıkar. Ama zorluklarına rağmen, kendinizi keşfetmenin duygusu tarifsizdir.
Kendinizi Keşfetmenin Heyecanı
Bir düşünün… Hoşlandığınız birinin hayatını merakla öğrenmek istersiniz ya, neyi seviyor, neye gülüyor, nelerden hoşlanmıyor… İşte o heyecan, o insanı keşfetme duygusudur sizi tetikleyen. Kendinizi tanımak da aynen böyledir. Belki uzun zamandır kendinizle iletişiminiz kopuktu ama şimdi onu yeniden tanımanın heyecanını taşıyorsunuz. Tıpkı beş yaşındaki bir çocuğun çevresini merakla keşfetmesi gibi.
Bu yolculukta umarım siz de kendinizle ilgili birçok güzelliği keşfedersiniz. Unutmayın, bu süreçte yalnız değilsiniz.
Senin Kendini Tanıma Yolculuğun Nasıl Başladı?
Peki ya sen? Kendini tanıma yolculuğun ne zaman ve nasıl başladı? Neler yaşadın, neler yaptın ve nasıl hissettin? Aşağıya yorum olarak yaz lütfen. Çünkü senin hikâyen, bu yolda tereddüt eden bir başkasına ilham olabilir.
Son olarak, Doğan Cüceloğlu’nun bir kitabında karşılaştığım ve bir Amerikalı psikoloğa ait olan kısa ama etkileyici bir şiiri seninle paylaşmak istiyorum. “Kendini bilmemek” üzerine yazılmış bu şiir, içsel yolculuğa başlamak isteyen herkese dokunabilecek nitelikte.
Kendine iyi bak, sevgili okuyucu. Bir dahaki yazıda buluşmak dileğiyle…
Bana aldanmayın
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var,
Çıkarmaya korktuğum
Ve
Hiçbiri ben değilim
….
Beni kendi maskelerimden kurtaracak,
Kurduğum hapishaneden kaçıracak
Diktiğim engellerden aşıracak,
Beni seven
Beni anlayan
Bakışlar olacak.
Bana,
Sen değerlisin diyecek,
Maskesizken, daha bir insansın
Daha yakın, daha bir dostsun,
Diyecek bir bakışa beni gören bir bakışa
Muhtacım…
Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır…
Uyarırım seni dost
Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
Sana kendini kolayca açamayacaktır…
Bütün gücümle tutunacağım maskelerime,
Ne kadar sokulursan yakınıma,
O denli şiddetli geri iteceğim seni…
Kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme…
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım
Maske takan her insanım
Cahrles c. Finn









